14 Nisan 2010 Çarşamba

Gözyaşı Şişesi



-Gözyaşı şişesi.
-Gözyaşı şişesi mi?(İlk kez duymuş gibi şaşırdı. Ben de ilk kez duymasına şaşırıp devam ettim.)
-Evet. Eskiden insanlar sevdikleri için döktükleri gözyaşını koyarlarmış içine.
-Saçma.(Yüzünü buruşturdu bu kelimeyi söylerken.Mantıksız buldu belli ki.Buna benzer birçok şeyi mantıksız bulurdu.)

Saçma bir şekilde alındım ben de. Komik. Sanki gözyaşı şişem varmış da değere binmemiş gibi.
Onun da daha sonra söyleyeceği gibi ben duygusaldım o ise bir 'serseri işte'.
Serseri hem kötü bir şeydir hem de yine saçma bir şekilde karizmatik. Yani en azından bana öyle geliyor.
Düşününce saçma gelen bir sürü şey var bunların yanı sıra. Mesela hiç umulmayacak şekilde kesişen yollar. Tesadüf ya da kader, kimi inançlara göre daha da farklıdır isimler...
Hayaller, amaçlar, olmak istenilen yerler de farklıdır ama kendinizi saçma bir şekilde aynı yolda bulursunuz.
Daha da ileri gidersek, ikiniz de yeşil biberden, maydonazdan, mantardan hoşlanmazsınız. Ama gözyaşı şişesi biriniz için saçmayken biriniz için anlam verilemez şekilde değerlidir.
Birinizin elleri daha sıcaktır ama aynı anda ikinizin de ayakları buz gibidir. Ya da birinin belinde babanızınkinin aynısı olan bir beni vardır. Biriniz soğuğa alışkınken biriniz sıcaktan yana kullanır tercihini. Ve yine saçmadır ki ikiniz de çabuk hasta olursunuz.
Biriniz kekik sever, biriniz sumak. O size kekiği alıştırır ama siz ona bir türlü sumağı sevdiremezsiniz. Sevdirmenize de gerek yoktur aslında. Anlar, vazgeçersiniz.
İkiniz de ezberden hoşlanmazsınız ama ezberlemeniz geren çok şey vardır, öğrenmeniz gereken de. Farklı şeylere kızar aynı anda affedersiniz kimi zaman.
Saçma ama...
İkiniz de aşık olursunuz.
Saçma işte böyle bir şeydir.
Güzeldir de.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder